Geçtiğimiz cuma vefat eden KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş için akşam namazından sonra KKTC genelindeki camilerde mevlit ve dua okundu. Elektrik kesiLEFKOŞA - AA - KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş için akşam namazından sonra KKTC genelindeki camilerde mevlit ve dua okundu.
KKTC'de hükümetin özelleştirmeyle ilgili hazırladığı yasa tasarısına karşı çıkan Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu çalışanlarının sendikası El-Sen'in grevi nedeniyle yaşanan elektrik kesintisi sonucu, camideki mevlit mum ışığında okundu.
Rauf Denktaş'ın eşi Aydın Denktaş, Girne'deki Nurettin Ersin Paşa Camii'nde okutulan mevlide katıldı.
Taziyeleri de kabul eden ve duygusal anlar yaşayan Aydın Hanım, "Kim derdi onun mevlidini okutacağız, kim derdi ben arkasında kalacağım. Biz beraber ölecektik ya... Biz öyle vaaz etmiştik birbirimize..." diye konuştu.
Oturduğu sandalyeden namaz kılan Aydın Denktaş, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş için dua etti.
Mevlide katılanlara teşekkür eden Denktaş, "Nurlar içinde yatsın, canım benim. Yarabbim bana sabır ver, bana evlatlarımı bağışla, dayanama gücü ver yarabbim bana. Allah'ım onu bizden çok sevdi. Evlatlarına kavuştu, melaikeleri bekler şimdi onu" ifadelerini kullandı.
Yarın da KKTC'deki camilerde ve Kıbrıs Rum kesiminin Larnaka şehrinde bulunan Hala Sultan Tekkesi Camii'nde Denktaş için mevlit okutulacakntisi nedeniyle, mevlit mum ışığında okundu.
Bakdalgana.net FaceTurkey
20 Ocak 2012 Cuma
İzmir en hızlı büyüyen 4. kent
ABD'deki Brookings Enstitüsünün araştırmasına göre, dünyanın en hızlı büyüyen metropolü Şangay. Listede İzmir, İstanbul ve Ankara'yı geride bırakarak 4'üncü sırada yer aldı. Dünyanın en yavaş büyüyen metropol kentlerinde de ilk sırayı ekWASHINGTON - AA - Türkiye'nin üç büyük kenti İstanbul, Ankara ve İzmir, "dünyanın en hızlı büyüyen metropol ekonomileri arasında" yer aldı.
ABD'deki düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsünin, dünyanın en büyük 200 metropol ekonomileri arasında yaptığı araştırmadan ilginç sonuçlar ortaya çıktı.
Rapora göre, dünya üzerindeki hızlı büyüyen metropol ekonomilerinin yüzde 90'ı Kuzey Amerika ve Avrupa dışında. Buna karşın, en yavaş büyüyen metropol ekonomilerinin yüzde 95'i, ABD, Batı Avrupa ve depremle sarsılan Japonya'da.
-Şangay başı çekiyor-
Raporda, dünyanın en hızlı büyüyen 10 şehrinin Çin, Türkiye ve Suudi Arabistan'da toplandığı görülüyor.
Bu kapsamda, dünyada en hızlı büyüyen şehir Çin'in Şangay kenti. Şangay'ın ekonomisinin boyutu Finlandiya ile aynı.
Listede, Çin'in, Hangzu kenti beşinci Şenzen şehri sekizinci ve Şenyang da onuncu sırada yer alıyor.
En hızlı büyüyen şehirlerden ikincisi ve üçüncüsü ise petrol zengini Suudi Arabistan'ın kentleri. Bu çerçevede, ikinci sırada ülkenin başkenti Riyad, üçüncü sırada da Cidde olduğu görülüyor.
-Türkiye'nin 3 büyük şehri listede-
Türkiye'nin üç büyük şehri de dünyanın en hızlı büyüyen metropol ekonomileri arasına girdi.
Listede İzmir, İstanbul ve Ankara'yı geride bırakarak dördüncü sırada yer alırken, Ankara altıncı İstanbul ise onu takiben yedinci sırada dikkati çekti. Listenin dokuzuncu sırasında da Şili'nin başkenti Santiago bulunuyor.
-Dünyanın en yavaş büyüyen metropol ekonomileri-
Buna karşın, dünyanın en yavaş büyüyen metropol kentlerinde de ilk sırayı ekonomik krizle mücadele eden Yunanistan'ın başkenti Atina alıyor.
Listede, İspanya'nın birçok şehrinin de ilk 10'da yer alması dikkati çekiyor.
Buna göre, Atina'dan sonra sırasıyla dünyanın en yavaş büyüyen kentleri şöyle:
"Portekiz'in başkenti Lizbon, İrlanda'nın başkenti Dublin, İspanya'nın Sevilla kenti, ABD'nin California eyaletindeki Sacramento kenti, İspanya'nın başkenti Madrid, İtalya'nın Napoli kenti, yine birer İspanya şehirleri olan Barcelona ve Valencia, ABD'nin Virginia eyaletinin başkenti Richmond."
onomik krizle mücadele eden Yunanistan'ın başkenti Atina aldı.
ABD'deki düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsünin, dünyanın en büyük 200 metropol ekonomileri arasında yaptığı araştırmadan ilginç sonuçlar ortaya çıktı.
Rapora göre, dünya üzerindeki hızlı büyüyen metropol ekonomilerinin yüzde 90'ı Kuzey Amerika ve Avrupa dışında. Buna karşın, en yavaş büyüyen metropol ekonomilerinin yüzde 95'i, ABD, Batı Avrupa ve depremle sarsılan Japonya'da.
-Şangay başı çekiyor-
Raporda, dünyanın en hızlı büyüyen 10 şehrinin Çin, Türkiye ve Suudi Arabistan'da toplandığı görülüyor.
Bu kapsamda, dünyada en hızlı büyüyen şehir Çin'in Şangay kenti. Şangay'ın ekonomisinin boyutu Finlandiya ile aynı.
Listede, Çin'in, Hangzu kenti beşinci Şenzen şehri sekizinci ve Şenyang da onuncu sırada yer alıyor.
En hızlı büyüyen şehirlerden ikincisi ve üçüncüsü ise petrol zengini Suudi Arabistan'ın kentleri. Bu çerçevede, ikinci sırada ülkenin başkenti Riyad, üçüncü sırada da Cidde olduğu görülüyor.
-Türkiye'nin 3 büyük şehri listede-
Türkiye'nin üç büyük şehri de dünyanın en hızlı büyüyen metropol ekonomileri arasına girdi.
Listede İzmir, İstanbul ve Ankara'yı geride bırakarak dördüncü sırada yer alırken, Ankara altıncı İstanbul ise onu takiben yedinci sırada dikkati çekti. Listenin dokuzuncu sırasında da Şili'nin başkenti Santiago bulunuyor.
-Dünyanın en yavaş büyüyen metropol ekonomileri-
Buna karşın, dünyanın en yavaş büyüyen metropol kentlerinde de ilk sırayı ekonomik krizle mücadele eden Yunanistan'ın başkenti Atina alıyor.
Listede, İspanya'nın birçok şehrinin de ilk 10'da yer alması dikkati çekiyor.
Buna göre, Atina'dan sonra sırasıyla dünyanın en yavaş büyüyen kentleri şöyle:
"Portekiz'in başkenti Lizbon, İrlanda'nın başkenti Dublin, İspanya'nın Sevilla kenti, ABD'nin California eyaletindeki Sacramento kenti, İspanya'nın başkenti Madrid, İtalya'nın Napoli kenti, yine birer İspanya şehirleri olan Barcelona ve Valencia, ABD'nin Virginia eyaletinin başkenti Richmond."
onomik krizle mücadele eden Yunanistan'ın başkenti Atina aldı.
Deniz ulaşımına lodos engeli
İSTANBUL - AA - İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ'den alınan bilgiye göre, iptal edilen sefer programı şöyle:
Deniz Otobüsleri iç hatta; Bostancı-Kadıköy-Yenikapı-Bakırköy hattı, Bostancı-Kabataş hattı, Avcılar seferleri,
Sirkeci - Harem Araba Vapuru hattı,
Dış hat Deniz Otobüsü hattında; Kadıköy-Yenikapı-Bursa 18.30, Bostancı-Yenikapı/Bandırma 18.00, Bostancı-Yenikapı-Armutlutk-Armutlu 17.15, Yalova-Kartal 14.30, Bandırma-Yenıkapı-Bostancı 15.30, Bursa-Yenikapı-Kadıköy 15.30,
Hızlı Feribotta ise Pendik-Yalova 16.30, Yalova-Pendik 16.30, Yenikapı-Yalova 15.30, Yalova-Yenikapı 15.30, Pendik-Yalova 15.15, Yalova-Pendik 15.15, Pendik-Yalova 14.00, Yalova-Pendik 14:00.
Yarın da dış hat deniz otobüslerinde Armutlu-Armutluk-Yenikapı-Bostancı 08.00 seferi yapılamayacak.
Deniz Otobüsleri iç hatta; Bostancı-Kadıköy-Yenikapı-Bakırköy hattı, Bostancı-Kabataş hattı, Avcılar seferleri,
Sirkeci - Harem Araba Vapuru hattı,
Dış hat Deniz Otobüsü hattında; Kadıköy-Yenikapı-Bursa 18.30, Bostancı-Yenikapı/Bandırma 18.00, Bostancı-Yenikapı-Armutlutk-Armutlu 17.15, Yalova-Kartal 14.30, Bandırma-Yenıkapı-Bostancı 15.30, Bursa-Yenikapı-Kadıköy 15.30,
Hızlı Feribotta ise Pendik-Yalova 16.30, Yalova-Pendik 16.30, Yenikapı-Yalova 15.30, Yalova-Yenikapı 15.30, Pendik-Yalova 15.15, Yalova-Pendik 15.15, Pendik-Yalova 14.00, Yalova-Pendik 14:00.
Yarın da dış hat deniz otobüslerinde Armutlu-Armutluk-Yenikapı-Bostancı 08.00 seferi yapılamayacak.
Van'da 4,9 büyüklüğünde deprem
VAN - İHA - Merkez üssü Van Adıgüzel olan 4.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada, depremin saat 11.57'de ve 5 kilometre derinlikte meydana geldiği belirtildi. Depremde can ve mal kaybı yaşanmadı.
Bu arada, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) depremin büyüklüğünü 4.5 olarak açıkladı.
Diğer yandan, yaşanan depremin ardından veliler, özellikle eğitim öğretimin devam ettiği okullara akın etti. Çocuklarını sınıflardan alan veliler tedirgin olduklarını, öğrencilere binalardan ziyade konteynırlarda eğitim verilmesini istediler. Öğrenciler de sarsıntıda büyük korku yaşadıklarını ifade ettiler
Kandilli Rasathanesi'nden yapılan açıklamada, depremin saat 11.57'de ve 5 kilometre derinlikte meydana geldiği belirtildi. Depremde can ve mal kaybı yaşanmadı.
Bu arada, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) depremin büyüklüğünü 4.5 olarak açıkladı.
Diğer yandan, yaşanan depremin ardından veliler, özellikle eğitim öğretimin devam ettiği okullara akın etti. Çocuklarını sınıflardan alan veliler tedirgin olduklarını, öğrencilere binalardan ziyade konteynırlarda eğitim verilmesini istediler. Öğrenciler de sarsıntıda büyük korku yaşadıklarını ifade ettiler
Öztürk: Federasyon duvara tosladı
Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk, şike soruşturması sürecinde TFF'nin çok eleştirildiğini belirterek, "Şike soruşturmasıyla ilgili kırmadan, dökmeden bu işten nasıl nasıl çıkarız diye çalışılıyor ama tüm çabalar duvara tosluyor. Bugün öğleden sonra TFF kulüpleri yine toplantıya çağırdı ve dün UEFA yetkilileri ile yapılan görüşme hakkında bilgi verecekler. Bana göre duvara vurmaya da devam edecekler" dedi.
İSTANBUL - İHA - stanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen panele katılan ve kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Adnan Öztürk, şike soruşturması, Türk futbolunun durumu ve Galatasaray ile ilgili birçok konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk, şike soruşturması sürecinde TFF'nin çok eleştirildiğini belirterek, "Şike soruşturmasıyla ilgili kırmadan, dökmeden bu işten nasıl nasıl çıkarız diye çalışılıyor ama tüm çabalar duvara tosluyor. Bugün öğleden sonra TFF kulüpleri yine toplantıya çağırdı ve dün UEFA yetkilileri ile yapılan görüşme hakkında bilgi verecekler. Bana göre duvara vurmaya da devam edecekler" dedi.
TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar'ın İsviçre dönüşü iyimser mesajlar vereceğini düşündüğünü ancak kendisinin buna katılmadığını aktaran Öztürk, "UEFA iç işlerimize karışmaz denilecektir. Ben yaklaşık 23 senedir Batı Avrupa merkezli bir şirkette çalıştığım için, o zihniyeti çok iyi tanırım. UEFA'nın tersini söylemesi zaten mümkün değil. 'Siz cezaları verin, sonra biz gerekeni yaparız' demişlerdir. 'UEFA yeşil ışık yaktı. Ne yaparsanız yapın' düşüncesi doğru olmaz" diye konuştu.
Adnan Öztürk, şike soruşturmasının ortaya çıkışıyla ilgili olarak, "Kanun koyucunun ve kanun uygulayıcının harekete geçmesi için, bazı olaylarda kamu vicdanının fazla zorlanmış olması lazım. Cezalarda yapılan indirimi ise yerinde buluyorum" şeklinde konuştu.
Kamu vicdanındaki rahatsızlığı, şike olduğunun tescili olarak gördüğünü dile getiren Adnan Öztürk, "Birileri bu konuda harekete geçtiyse, kamu vicdanını rahatsız edici boyutlara ulaştığı içindir. UEFA Başkanı Platini bir demecinde 'Şike cinayettir' diyor ve elinde çantayla ülke ülke gezerek yöneticilerin bu konuda ciddi hamleler yapmasını istiyor. Zamanlaması enteresan oldu. Tam da UEFA'nın mücadelesiyle aynı zamana denk geldi. Cezaların uluslararası standartlara getirilmesi ve insanların çok uzun süre hapiste kalmaması lazım. Biraz kantarın topuzu kaçmıştı. O konuda belli bir noktaya gelindi. Hapiste insanların gereğinden fazla kalması kimseyi mutlu etmemeli. Suçlular cezasını görmeli ama abartılmamalı. Bir an önce sonuca gidilmeli. Ancak biz Futbol Disiplin Talimatnamesi'nin 58. maddesine dokunulmasına müsaade etmeyiz" diye konuştu.
Tüm kulüplerin aynı gemide olduğu ancak Galatasaray'ın tutunduğu tavrı anlayamadığı şeklinde bir öğrencinin yönelttiği soru üzerine ise Öztürk, "Biz aynı gemide değiliz. Aynı kurallara saygı göstermiyorsak, aynı ahlaki değerleri paylaşmıyorsak, biz aynı gemide kimseyle olmayız. Mecbur da değiliz. 107 yaşında bir camiayız. Saygı duymayanlarla, manevra yapmaya çalışanlarla aynı gemide olmayız. Galatasaray da bu konuda tek değil" yanıtını verdi.
Adnan Öztürk, Galatasaray Başkanı Ünal Aysal'ın, UEFA tarafından Türkiye'ye ceza verilmesi halinde kendisinin de görevi devam ettiremeyeceği şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine, ''Başkanımızın bu söylemine katılıyorum. Eğer Türk futbolu Avrupa'dan 3-5 sene bir ceza alırsa, Türkiye'de futbol diye bir proje kalmayacak, Galatasaray'ın da futbol projesi kalmayacak. Yönetime gelirken, Galatasaray'ın Avrupa'nın ilk 10 kulübü içinde olması gerektiğini söyledik. Çoktan Galatasaray orada olmalıydı. Avrupa'ya gidemeyen bir futbol endüstrisinin Türkiye'de yaşaması mümkün değil. Türk futbolu ve Galatasaray Avrupa'da yoksa, futbol projemiz kalmaz. 'Annemizin liginde, annemizin evlatlarıyla oynarız' dedi başkanımız. O halde bu kadar iddialı stratejilerle yola çıkmış bir yönetimin yapacak bir şeyi kalmaz" şeklinde görüş belirtti.
Futbolun tüm dünyada geldiği ekonomik durumunun, bu spora amatör zihniyetle bakma şansı bırakmadığının altını çizen ve Türkiye'deki ekonomik büyüklüğünü aktaran Öztürk, oldukça karamsar bir tablo çizdi.
Türkiye'den futbol ekonomisinin yan gelirlerle beraber yıllık 1,5 milyar avro büyüklüğe ulaştığını dile getiren Adnan Öztürk, şunları söyledi: "Galatasaray'ın borç hesabında 330 milyon dolar yazıyor. Bütün sene hiç harcamazsanız, 3 senede borçlarını ödeyebilecek büyüklükte. Gayrimenkullerimizi ve marka değerimizi buna dahil etmiyorum. Üç büyük kulübün toplam 1 milyar dolara yakın borcu var. Diğer Süper Lig kulüplerini de eklersek bu rakam 1,5 milyar dolara çıkar. Bunun ekonomik tarifi iflastır. Türk futbolu ekonomik anlamda iflas etmiştir. Yeni bir sistem ortaya konulmazsa, bunun devam ettirilmesi mümkün değildir. Üzerine şike, teşvik gibi yüz
kızartıcı suçlar da eklenince, Türk halkının futbola bakışında çok ciddi bir imaj kaybı var. Türk futbolu çok derin bir krizde. Gelinen noktada durum, A takımı küme düşsün, B takımının puanı silinsin değil. Bu krizin yönetilmesi lazım. Asıl kriz, şike krizi değil. Sistemin tıkanmış olması krizidir. Bizim baktığımız resimde sadece şike sorunu yok, Türk futbolunun bitmişliği sorunu var."
Öztürk, Fenerbahçe Kulübü'nden bir yöneticinin, basketboldaki Cemal Nalga skandalında kulüplerinin tavrından dolayı özür dilediğini söyledi.
Kulüpler Birliği Vakfı'nın bir toplantısında kendisine, "Siz fırsatçılık yapıyorsunuz. İki kulüp arasındaki düşmanlığı dostluğa çevirebilirdik. Küme düşmemiz için çalışıyorsunuz'' dendiğini ve kendisinin de bu s fdn topuzu kaçmıştı. O koözlere, 'Ben düşman olduğumuzu bilmiyordum. Ama unutmayın ki siz, bir basketbolcumuz sahte forma giydi diye sitesine duyuru koyan bir kulübün üyesisiniz' yanıtı verdim. Buna karşılık ise 'Haklısınız, özür dilerim' yanıtını aldım" şeklinde konuştu.
Cemal Nalga skandalı patladığında başkan adayı olduğunu ve dönemin başkanı Adnan Polat'ı arayıp, 'Bu konuda hiçbir konuşma yapmayacağım. Hiçbir kurumun Galatasaray'ı cezalandırmasına müsaade etme. Yetkini kullan. Takımı 2. lige düşür' diye söyledim. Benim kafam böyle çalışıyor" ifadelerini kullandı.
Adnan Öztürk, TFF'ye kulüp olarak gönderdikleri ihtarnameye ve yönetim içinde gerçekleşen gerginliğe konuşmasında açıklık getirirken, "UEFA ile toplantılar yapılmadan önce Galatasaray'ın kırmızı çizgilerinin bir kez daha not edilmesi için, hukuki yolla bir mektup gönderdik. Yönetimde bazı isimlere haber verilmedi tartışması oldu, ayrıca yönetim içinde tartışıldı ancak bunlar olabilir. Yapılması gereken oydu, o gün yapıldı. Başkanımız Ünal Aysal'ın haberi vardı. Kendisine söyledim ve 'Derhal yapalım' dedi. Medyaya yansıtılması veya yansıma şekli, o kısım yansıtanların problemi" dedi.
TFF'ye kendilerinin gönderdiği gibi başka kulüplerden 8-10 tane daha mektubun gönderilmesi gerektiğine inandıklarını anlatan Öztürk, TFF'nin genel kurula gitme kararını da bir ''manevra'' olarak gördüklerini aktararak, "Tükiye'nin Avrupa'dan men edilebileceği bir karara TFF'nin imza atacağına son ana kadar inanmıyorum. 'Biz istemiyorduk, genel kurul böyle bir karar aldı' demelerini istemiyoruz. Ama genel kurul manevrası tamamen bunun içindir" diye konuştu.
Adnan Öztürk, kendisinin Ali Dürüst ve Fatih Terim'le aralarının iyi olmadığı şeklinde yer alan haberlere açıklık getirirken, yönetim içinde kriz olduğu iddiaları için ise kendi yönetimindeki bazı isimlere yönelik ağır ifadeler kullandı.
"Fatih Terim'in kulüpte bir görevi var, benim de bir görevim var. Masanın etrafında başkan Aysal dışında 15 kişi daha yer alıyor. Herkes görevini yapmakla sorumlu. Fatih hoca da başarıyla görevini yapıyor. Benim başarıyla yapıp yapmadığım ise Ünal Aysal'a sorulur" şeklinde konuşan Öztürk, şöyle devam etti: "Haberlerde yönetim krizi okumaktan bıktım. Öyle bir psikolojiye sokuyorlar ki insanı, sanki ben kavgacı bir insanmışım gibi lanse ediliyorum. Tam tersi, gayet uzlaşmacı biriyimdir. Bir gün Ali Dürüst'ün, bir gün Fatih Terim'in koluna girip gezmem gerekiyor sanırım. Yönetim içinde kriz falan yok. Ama bunları medya uydurmuyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Bunlar, yönetim kurulunun içinden servis ediliyor. İçimizde böyle olmasını dileyen insanlar var ki, medyaya servis ediyorlar. Ali Dürüst benim çok sevdiğim bir ağabeyimdir."
Adnan Öztürk, kulübün haziran ayında genel kurula gideceği ve yönetimde bazı isimlerin değişeceği iddialarına yönelik olarak, gündemlerinde böyle bir şey olmadığını belirtti.
Galatasaray Kulübü'nün gündeminde genel kurul olmadığını aktaran Öztürk, "Sadece tüzük tadilatı için çalışmalar var ve bunun için bir genel kurul yapılabilir ancak bunun daha zamanı var. Tüzük tadilatı yapılması gerektiği de son mali genel kurulda görüldü. Benim başkan yardımcısı olarak bildiğim bu" dedi.
Adnan Öztürk, bir öğrencinin, eski TFF Başkanı Mahmut Özgener ve TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ'ın yayınlanan tapelerdeki oldukça küfürlü konuşmalarını hatırlatması üzerine, bu durumun şikeden daha zararlı olduğunu kaydetti.
Göksel Gümüşdağ'ın hala görevini sürdürmesinin, TFF'nin tercihi olduğunu aktaran Öztürk, "Şikeden daha önemli bir olay var. Futbol, insanlara en çok hitap eden spor dalı. Ben daha önce, diyalogların kalitesinin rahatsız edici olacağını düşündüğüm için, tapeler yayınlandığında Türkiye'de olmak istemediğimi söylemiştim. Çok acı. Tapelerde yer alan, futbolu yöneten bu kişiler arasındaki konuşmaların seviyesizliği, şikeden daha çok darbe vurmuştur belki de. Şimdi anneler, babalar, 'Futbolu yönetenler bunlar mı?' diyorlardır" şeklinde konuştu.
Adnan Öztürk ayrıca, şike dışında tüm dünyada yasa dışı bahise yönelik bir soruşturmanın da yürütüldüğünü ve bunun Türkiye ayağının da yakında çıkacağını belirterek sözlerini tamamladı.
İSTANBUL - İHA - stanbul Aydın Üniversitesi Florya Yerleşkesi'nde gerçekleştirilen panele katılan ve kendisine yöneltilen soruları yanıtlayan Adnan Öztürk, şike soruşturması, Türk futbolunun durumu ve Galatasaray ile ilgili birçok konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Öztürk, şike soruşturması sürecinde TFF'nin çok eleştirildiğini belirterek, "Şike soruşturmasıyla ilgili kırmadan, dökmeden bu işten nasıl nasıl çıkarız diye çalışılıyor ama tüm çabalar duvara tosluyor. Bugün öğleden sonra TFF kulüpleri yine toplantıya çağırdı ve dün UEFA yetkilileri ile yapılan görüşme hakkında bilgi verecekler. Bana göre duvara vurmaya da devam edecekler" dedi.
TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar'ın İsviçre dönüşü iyimser mesajlar vereceğini düşündüğünü ancak kendisinin buna katılmadığını aktaran Öztürk, "UEFA iç işlerimize karışmaz denilecektir. Ben yaklaşık 23 senedir Batı Avrupa merkezli bir şirkette çalıştığım için, o zihniyeti çok iyi tanırım. UEFA'nın tersini söylemesi zaten mümkün değil. 'Siz cezaları verin, sonra biz gerekeni yaparız' demişlerdir. 'UEFA yeşil ışık yaktı. Ne yaparsanız yapın' düşüncesi doğru olmaz" diye konuştu.
Adnan Öztürk, şike soruşturmasının ortaya çıkışıyla ilgili olarak, "Kanun koyucunun ve kanun uygulayıcının harekete geçmesi için, bazı olaylarda kamu vicdanının fazla zorlanmış olması lazım. Cezalarda yapılan indirimi ise yerinde buluyorum" şeklinde konuştu.
Kamu vicdanındaki rahatsızlığı, şike olduğunun tescili olarak gördüğünü dile getiren Adnan Öztürk, "Birileri bu konuda harekete geçtiyse, kamu vicdanını rahatsız edici boyutlara ulaştığı içindir. UEFA Başkanı Platini bir demecinde 'Şike cinayettir' diyor ve elinde çantayla ülke ülke gezerek yöneticilerin bu konuda ciddi hamleler yapmasını istiyor. Zamanlaması enteresan oldu. Tam da UEFA'nın mücadelesiyle aynı zamana denk geldi. Cezaların uluslararası standartlara getirilmesi ve insanların çok uzun süre hapiste kalmaması lazım. Biraz kantarın topuzu kaçmıştı. O konuda belli bir noktaya gelindi. Hapiste insanların gereğinden fazla kalması kimseyi mutlu etmemeli. Suçlular cezasını görmeli ama abartılmamalı. Bir an önce sonuca gidilmeli. Ancak biz Futbol Disiplin Talimatnamesi'nin 58. maddesine dokunulmasına müsaade etmeyiz" diye konuştu.
Tüm kulüplerin aynı gemide olduğu ancak Galatasaray'ın tutunduğu tavrı anlayamadığı şeklinde bir öğrencinin yönelttiği soru üzerine ise Öztürk, "Biz aynı gemide değiliz. Aynı kurallara saygı göstermiyorsak, aynı ahlaki değerleri paylaşmıyorsak, biz aynı gemide kimseyle olmayız. Mecbur da değiliz. 107 yaşında bir camiayız. Saygı duymayanlarla, manevra yapmaya çalışanlarla aynı gemide olmayız. Galatasaray da bu konuda tek değil" yanıtını verdi.
Adnan Öztürk, Galatasaray Başkanı Ünal Aysal'ın, UEFA tarafından Türkiye'ye ceza verilmesi halinde kendisinin de görevi devam ettiremeyeceği şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine, ''Başkanımızın bu söylemine katılıyorum. Eğer Türk futbolu Avrupa'dan 3-5 sene bir ceza alırsa, Türkiye'de futbol diye bir proje kalmayacak, Galatasaray'ın da futbol projesi kalmayacak. Yönetime gelirken, Galatasaray'ın Avrupa'nın ilk 10 kulübü içinde olması gerektiğini söyledik. Çoktan Galatasaray orada olmalıydı. Avrupa'ya gidemeyen bir futbol endüstrisinin Türkiye'de yaşaması mümkün değil. Türk futbolu ve Galatasaray Avrupa'da yoksa, futbol projemiz kalmaz. 'Annemizin liginde, annemizin evlatlarıyla oynarız' dedi başkanımız. O halde bu kadar iddialı stratejilerle yola çıkmış bir yönetimin yapacak bir şeyi kalmaz" şeklinde görüş belirtti.
Futbolun tüm dünyada geldiği ekonomik durumunun, bu spora amatör zihniyetle bakma şansı bırakmadığının altını çizen ve Türkiye'deki ekonomik büyüklüğünü aktaran Öztürk, oldukça karamsar bir tablo çizdi.
Türkiye'den futbol ekonomisinin yan gelirlerle beraber yıllık 1,5 milyar avro büyüklüğe ulaştığını dile getiren Adnan Öztürk, şunları söyledi: "Galatasaray'ın borç hesabında 330 milyon dolar yazıyor. Bütün sene hiç harcamazsanız, 3 senede borçlarını ödeyebilecek büyüklükte. Gayrimenkullerimizi ve marka değerimizi buna dahil etmiyorum. Üç büyük kulübün toplam 1 milyar dolara yakın borcu var. Diğer Süper Lig kulüplerini de eklersek bu rakam 1,5 milyar dolara çıkar. Bunun ekonomik tarifi iflastır. Türk futbolu ekonomik anlamda iflas etmiştir. Yeni bir sistem ortaya konulmazsa, bunun devam ettirilmesi mümkün değildir. Üzerine şike, teşvik gibi yüz
kızartıcı suçlar da eklenince, Türk halkının futbola bakışında çok ciddi bir imaj kaybı var. Türk futbolu çok derin bir krizde. Gelinen noktada durum, A takımı küme düşsün, B takımının puanı silinsin değil. Bu krizin yönetilmesi lazım. Asıl kriz, şike krizi değil. Sistemin tıkanmış olması krizidir. Bizim baktığımız resimde sadece şike sorunu yok, Türk futbolunun bitmişliği sorunu var."
Öztürk, Fenerbahçe Kulübü'nden bir yöneticinin, basketboldaki Cemal Nalga skandalında kulüplerinin tavrından dolayı özür dilediğini söyledi.
Kulüpler Birliği Vakfı'nın bir toplantısında kendisine, "Siz fırsatçılık yapıyorsunuz. İki kulüp arasındaki düşmanlığı dostluğa çevirebilirdik. Küme düşmemiz için çalışıyorsunuz'' dendiğini ve kendisinin de bu s fdn topuzu kaçmıştı. O koözlere, 'Ben düşman olduğumuzu bilmiyordum. Ama unutmayın ki siz, bir basketbolcumuz sahte forma giydi diye sitesine duyuru koyan bir kulübün üyesisiniz' yanıtı verdim. Buna karşılık ise 'Haklısınız, özür dilerim' yanıtını aldım" şeklinde konuştu.
Cemal Nalga skandalı patladığında başkan adayı olduğunu ve dönemin başkanı Adnan Polat'ı arayıp, 'Bu konuda hiçbir konuşma yapmayacağım. Hiçbir kurumun Galatasaray'ı cezalandırmasına müsaade etme. Yetkini kullan. Takımı 2. lige düşür' diye söyledim. Benim kafam böyle çalışıyor" ifadelerini kullandı.
Adnan Öztürk, TFF'ye kulüp olarak gönderdikleri ihtarnameye ve yönetim içinde gerçekleşen gerginliğe konuşmasında açıklık getirirken, "UEFA ile toplantılar yapılmadan önce Galatasaray'ın kırmızı çizgilerinin bir kez daha not edilmesi için, hukuki yolla bir mektup gönderdik. Yönetimde bazı isimlere haber verilmedi tartışması oldu, ayrıca yönetim içinde tartışıldı ancak bunlar olabilir. Yapılması gereken oydu, o gün yapıldı. Başkanımız Ünal Aysal'ın haberi vardı. Kendisine söyledim ve 'Derhal yapalım' dedi. Medyaya yansıtılması veya yansıma şekli, o kısım yansıtanların problemi" dedi.
TFF'ye kendilerinin gönderdiği gibi başka kulüplerden 8-10 tane daha mektubun gönderilmesi gerektiğine inandıklarını anlatan Öztürk, TFF'nin genel kurula gitme kararını da bir ''manevra'' olarak gördüklerini aktararak, "Tükiye'nin Avrupa'dan men edilebileceği bir karara TFF'nin imza atacağına son ana kadar inanmıyorum. 'Biz istemiyorduk, genel kurul böyle bir karar aldı' demelerini istemiyoruz. Ama genel kurul manevrası tamamen bunun içindir" diye konuştu.
Adnan Öztürk, kendisinin Ali Dürüst ve Fatih Terim'le aralarının iyi olmadığı şeklinde yer alan haberlere açıklık getirirken, yönetim içinde kriz olduğu iddiaları için ise kendi yönetimindeki bazı isimlere yönelik ağır ifadeler kullandı.
"Fatih Terim'in kulüpte bir görevi var, benim de bir görevim var. Masanın etrafında başkan Aysal dışında 15 kişi daha yer alıyor. Herkes görevini yapmakla sorumlu. Fatih hoca da başarıyla görevini yapıyor. Benim başarıyla yapıp yapmadığım ise Ünal Aysal'a sorulur" şeklinde konuşan Öztürk, şöyle devam etti: "Haberlerde yönetim krizi okumaktan bıktım. Öyle bir psikolojiye sokuyorlar ki insanı, sanki ben kavgacı bir insanmışım gibi lanse ediliyorum. Tam tersi, gayet uzlaşmacı biriyimdir. Bir gün Ali Dürüst'ün, bir gün Fatih Terim'in koluna girip gezmem gerekiyor sanırım. Yönetim içinde kriz falan yok. Ama bunları medya uydurmuyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Bunlar, yönetim kurulunun içinden servis ediliyor. İçimizde böyle olmasını dileyen insanlar var ki, medyaya servis ediyorlar. Ali Dürüst benim çok sevdiğim bir ağabeyimdir."
Adnan Öztürk, kulübün haziran ayında genel kurula gideceği ve yönetimde bazı isimlerin değişeceği iddialarına yönelik olarak, gündemlerinde böyle bir şey olmadığını belirtti.
Galatasaray Kulübü'nün gündeminde genel kurul olmadığını aktaran Öztürk, "Sadece tüzük tadilatı için çalışmalar var ve bunun için bir genel kurul yapılabilir ancak bunun daha zamanı var. Tüzük tadilatı yapılması gerektiği de son mali genel kurulda görüldü. Benim başkan yardımcısı olarak bildiğim bu" dedi.
Adnan Öztürk, bir öğrencinin, eski TFF Başkanı Mahmut Özgener ve TFF Başkan Vekili Göksel Gümüşdağ'ın yayınlanan tapelerdeki oldukça küfürlü konuşmalarını hatırlatması üzerine, bu durumun şikeden daha zararlı olduğunu kaydetti.
Göksel Gümüşdağ'ın hala görevini sürdürmesinin, TFF'nin tercihi olduğunu aktaran Öztürk, "Şikeden daha önemli bir olay var. Futbol, insanlara en çok hitap eden spor dalı. Ben daha önce, diyalogların kalitesinin rahatsız edici olacağını düşündüğüm için, tapeler yayınlandığında Türkiye'de olmak istemediğimi söylemiştim. Çok acı. Tapelerde yer alan, futbolu yöneten bu kişiler arasındaki konuşmaların seviyesizliği, şikeden daha çok darbe vurmuştur belki de. Şimdi anneler, babalar, 'Futbolu yönetenler bunlar mı?' diyorlardır" şeklinde konuştu.
Adnan Öztürk ayrıca, şike dışında tüm dünyada yasa dışı bahise yönelik bir soruşturmanın da yürütüldüğünü ve bunun Türkiye ayağının da yakında çıkacağını belirterek sözlerini tamamladı.
Birlikte ölelim diye dua ettiler, ölü bulundular
BURSA - İHA - Edinilen bilgiye göre, havası daha iyi geldiği için kışı geçirmek üzere Karabük'ten Bursa'ya gelen Ahmet (71) ve Nazmiye Karakullukçuoğlu (73) çifti, 3 ay önce Fidyekızık Mahallesi Fener Sokağı'ndaki evlerine yerleşti. Dün akşam yemeğinde hamsi yiyen çiftin sabah uyanmamalarından şüphelenen damatları Hamza K., üst kata çıktığında kayınpederi ve kayınvalidesinin hareketsiz yattığını gördü. Hamza K., 112 Acil Servis ekiplerini ve polisi arayarak yardım istedi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaşlı
çiftin öldüğünü tespit etti.
Damat Hamza K. ölüm haberiyle yıkılırken, aynı binada oturan oğlu ise fenalık geçirdi. Akşam yedikleri balıktan zehirlenmiş olabileceği ihtimali üzerinde durulan 5 çocuklu çiftin 3 çocuğunun Karabük'te oturduğu öğrenildi.
Öte yandan yakınları, yaşlı çiftin birbirlerine sürekli, "Allah senin ölümünü bana göstermesin. İnşallah ben senden önce ölürüm" dediklerini, hep birlikte ölmek için dua ettiklerini söyledi.
Yaşlı çiftin cesetleri kesin ölüm sebebinin tespiti için Adli Tıp Kurumu'na kaldırılırken, olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
çiftin öldüğünü tespit etti.
Damat Hamza K. ölüm haberiyle yıkılırken, aynı binada oturan oğlu ise fenalık geçirdi. Akşam yedikleri balıktan zehirlenmiş olabileceği ihtimali üzerinde durulan 5 çocuklu çiftin 3 çocuğunun Karabük'te oturduğu öğrenildi.
Öte yandan yakınları, yaşlı çiftin birbirlerine sürekli, "Allah senin ölümünü bana göstermesin. İnşallah ben senden önce ölürüm" dediklerini, hep birlikte ölmek için dua ettiklerini söyledi.
Yaşlı çiftin cesetleri kesin ölüm sebebinin tespiti için Adli Tıp Kurumu'na kaldırılırken, olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)